Kültür-Sanat:
Hacker sayesinde kitabını çıkardı
Her şiirinin farklı bir hikayesi olduğunu,  hiciv şiirlerini dahi sevdiği insanlara yazdığını belirten yeni bir şairi tanıyacağız. Bir hacker sayesinde kitabını çıkarmaya karar verdiğini söylemek de yanlış olmaz aslında.  Güzel bir yazarlık macerasının yolcuğuna çıkıyoruz ve sohbetimize başlıyoruz.

Yazmaya ne zaman başladınız?


İlkokul üçüncü sınıfta, öğretmenim, “19 Mayıs ile ilgili bir şiir yazın, en güzel şiiri seçeceğiz” demişti. Sınıfımızın manzarası Canik Dağları’na doğruydu. “Dağların ardında bir Mustafa Kemal var” diye başlayan bir şiir yazdım. Ankara’yı ve Anıtkabir’i ifade ediyordu. İki dörtlükten oluşuyordu. Öğretmenimiz en çok benim şiirimi beğenmişti. Ama bu şiirden öncede defterinim bazı sayfalarına küçük dörtlükler yazdığımı hatırlıyorum.

Yazmak, sizin için ne ifade ediyor? Neden yazıyorsunuz?

Aslında yazmak bir ihtiyaç. Kimi insanlar konuşarak bu ihtiyaçlarını giderirler. Bende yazarak. Konuşurken insanlar size müdahale edebilir fakat yazarken alabildiğine özgürsünüz. Yalnızsınız. Size dikilmiş ve ne diyeceğinizi merak eden gözler yok. Gözden ıraksınız kendinize aitsiniz. Gerçek düşüncelerinizi yazıyorsunuz. Katıksızsınız ve tamamen gerçeksiniz.

Kalabalıklar içinde de yazılabiliyor. Bazen çok sevdiklerinizi bir kenara bırakıp, yazmak istiyorsunuz.

Yazarken mekansal açıdan belli bir yeri, psikolojik açıdan sessizliği, sakinliği mi tercih ediyorsunuz yoksa ben her yerde yazabilirim diyenlerden misiniz?

Belki, her zamanda, her mekanda yazılabilir ama yazının ve şiirin kalitesi yüksek olmayabilir. Yalnız başıma yürürken çok şiir yazmışımdır. Çantamda bir not defteri mutlaka bulundururum. Not defterim yanımda yoksa, reçete, fatura, resmi evrak hiç fark etmez, kağıt benzeri ne bulursam yazarım. Yalnızken yazmayı daha çok tercih ediyorum.  Ama bazen kalabalıklar içinde de yazılabiliyor. O sizin ruh halinizle ilgili. Bazen yazmak istemediğiniz zamanlarda oluyor. Bazen çok sevdiklerinizi bir kenara bırakıp, yazmak istiyorsunuz.

Şiirlerinizde özellikle seçtiğiniz konu oluyor mu? Psikolojik durumunuz, gördüğünüz bir olay, söylenen bir söz sizi yazmaya teşvik ediyor mu? Ve o an şiirlerinizi sıcağı sıcağına mı yazarsınız?

Şiirlerimde konuyu kesinlikle gelişigüzel seçmiyorum. Konu bir olay ise o olayla ilgili birçok argümanı bir araya getiriyorum. Bazen bir hafta sürüyor, bazen bir ay, bazen bir yıl. Ve bazen yıllarca. Dört beş yılda bitiremediğim şiirler var. 17 yılda bitirdiğim şiirim var. Bunun yanında birkaç dakikada bitirdiğim ve üzerinde daha hiç çalışmadığım şiirlerim var.

Hiciv şiirlerimde, genellikle söylenen bir söz, canımı sıkan bir olay, hemen kağıda kaleme sarılmama sebep oluyor. Hiciv şiirlerimi karşımdakine hiç acımadan yazıyorum. Çoğu zaman hicivi yazdığım kişinin hiç haberi olmuyor, özellikle şiirimi o kişi ile paylaşıyorum. Fark ettirmeden görüşlerini alıyorum.
                             
Ve Gelelim ‘Gitmeliyim’ in Macerasına. Bir şiir kitabı yayınlamaya ne zaman karar verdiniz?

Şiirlerimi yerel gazetelerde yayınlayınca birçok kişi kitap olarak yayınlamamı istedi. Sürekli erteliyordum. Ta ki, bazı şiirlerimin olduğu mail hesabım hackerlanana kadar. Birkaç gün içinde gidip noter tasdikini aldım. Hacker e teşekkür etmem lazım. Beni ayaklandırdı.

Yazarken nelere dikkat ediyorsunuz? İlk kitabınız “Gitmeliyim” i yayınlatma maceranızı anlatır mısınız?

Yazarken, şiirimde en çok dikkat ettiğim nokta, anlatmak istediğim duyguyu tam olarak verebilmiş miyim? Kadın şairler, özellikle cesurca aşk şiirleri yazan kadın şairler, ülkemizde yok gibi. Riyasız ve yalansız yazmaya çalışıyorum. Şiirlerimi okuyanlar bu samimi duygularımı hissediyorlar.

Kitabı yayınlatma macerama gelince, bir iş seyahatine çıkıyordum ve laptopum kaybolursa şiirlerimde kaybolmasın diye internette mail adresime şiirlerimi yolladım. Şiirlerimi yolladığım, internet adresim hackerlandı. Hackerın elinde 10 saat kaldı. Hemen şifrelerimi kilitledim. Adresimi ulaşılmaz hale getirdim. O da bende artık adresime ulaşamadık. Savcılığa gittim. Nöbetçi savcı, ilgilenmek istemedi. Kendi başımın çaresine bakmam gerektiğini anladım. Bir hafta boyunca adresimi hackerden kurtarmak için uğraştım, sonunda kurtardım. Hackerıma birde mesaj attım. “Şiirlerimi okumak istiyorsan, kitabımı para ile satın almak zorundasın” dedim. Hackerımla iyi geçinmeye çalışıyorum. Zira ikinci ve üçüncü kitabım aynı anda çıkacak. Hackerım, ikinci hamlesinde başarısız oldu. Üçüncü hamlesinde beni sanal dünyadan sileceğini düşünüyorum.

Kitabınız ile okuyucularınızı nasıl bir yolculuğa çıkarıyorsunuz? Şiirlerinizin etki gücünden bahsedebilir misiniz?


Şiirlerimi okuyan herkes, “benim duygularımı yazmışsınız” diyor, bu cümle benim, bundan sonra yazacağım şiirlerde de gerçekçi yazmam gerektiğini hatırlatıyor. “Bu şiiri bana mı yazdınız”, diyenler de az değil. Benim için mutluluk verici.

Size ilham veren yazarlar var mı? En çok kimleri okuyorsunuz?


İlham veren yazarlar her dönemde farklı oldu. Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl Kısakürek’in lise ve sonrasında yoğun olarak suyuna kapıldım. O yıllarda yazdığım şiirleri birinci kitabıma almadım. Belki diğer kitaplarıma alabilirim. Yunus Emre’yi ve Fuzuli’yi gerçek aşık olarak görüyorum. Can Yücel’in aşkı anlatması güzel, bende kadın şair olarak cesurca aşkı anlatmak istedim. Şu anda Fuzuli gibi Leyla’dayım. Ama bir gün, Yunus Emre gibi Mevla’ya ulaşacağımı düşünüyorum.

Bir kitabın başarılı olması için olmazsa olmazı nedir? Ve bunu yazar üzerinde düşünürsek sizce bir yazarı başarıya götüren yolda o yazarın en önemli özelliği nedir?

Bir kitabın olmazsa olmazı, yazarın özgün olmasına bağlıdır. Başka yazarlardan mutlaka etkilenecektir ama bu etkinin geçici olması gerekir. Aslında şiir kitabımdan önce bir roman yazmayı düşünüyordum. Fakat o günlerde okuduğum bazı yazarların etkisinde kaldım. Dört yıl boyunca, bu etkinin üzerimden gitmesini bekledim.  Şimdi romanıma başladım.

Yazarlık öğrenilebilecek bir şey midir? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir ve yazarlığı öğrenilebilecek bir şey olarak görenlere ne dersiniz?


Aslında okuduklarınızla yazdıklarınız arasında çok fark oluyor. Belki başta teknik olarak öğrenmeniz gereken şeyler var fakat duygular öğrenilmiyor. Yazarken bir kahramanın duygularının yerine kendinizi koyacaksınız. Siz neşeli ve espritüelsiniz, yazdığınız kahraman ciddi ve vakur. İşte o duyguları öğrenemiyorsunuz. O içten gelen bir şey. Bir kişinin yerine kendinizi koymuyorsunuz, romanda kaç kişi varsa o kadar kişi ve duygu olmak zorundasınız. Ve o kişilerinde zamana ve mekana göre değişen duyguları. Yani bir kişide bin duygu, bin kişide milyonlarca duygu. Kendinizi düşünün her zaman aynı değilsiniz ve duygularınız sürekli değişiyor, kahramanlarda istikrarlı ama değişen duygulara sahipler.

Yazarken hissediyorum. Satış rakamları endişem ve ekonomik kazanç endişem yok. Sadece yazmak istiyorum.

Yazar olmak nasıl bir duygu?  Kitabınız basıldığında neler hissettiniz?


Yazar olmak insanı farklı düşünmeye sevk eden bir duygu. Çünkü siz düşünürken kitleleri de aynı yönde düşündürüyorsunuz. Veya eski düşüncelerinden farklı düşünmesini sağlamak istiyorsunuz.. Kitabım basılırken pek bir şey hissetmedim. Çünkü yazarken hissediyorum. Satış rakamları endişem ve ekonomik kazanç endişem yok. Sadece yazmak istiyorum.

Bana cesaret verdi. Farklı ve değerli insanlar tanıdım. Geç kalınmış dostluklara adım attım.

Bunu hayatta kazandığınız bir başarı olarak değerlendiriyor musunuz? Hayatınızda değişikliklere neden oldu mu?

Başarı olarak değerlendiriyorum. En azından bana cesaret verdi. İlk adım çok önemlidir. Romanım için daha cesaretli adım atacağım. Hayatımdaki değişikliği; farklı ve değerli insanlar tanıdım. Geç kalmış dostluklara adım attım.

Hiç durmadan yeni kitaplarının hazırlığına başlayan yazarımız yakın zamanda bir de roman kitabı yayınlayacak. Kitaplar ardı ardına geliyor ve bir roman ve bir şiir kitabının hazırlığı da devam ediyor.

Yeni bir kitap hazırlığına başladınız mı? Eğer böyle bir planınız varsa yeni kitabınız ne zaman yayınlanır ve yine şiir üzerine mi olur yoksa roman yazmayı düşünüyor musunuz?


Şu an roman çalışmamı tamamladım. Şiir kitabımdan önce planladığım bir kitaptı. Gerçek bir aşk hikayesi. İçinde kahramanın fısıldadığı aşk şiirleri de var. Şiire olan yeteneğimi romanımda da kullanmak istedim. Gerçek bir aşkı, daha gerçekçi yapıyor. Romanım yakında çıkacak. Adı "Aşkın Ocağı". İnceleyenler tarafından çok beğenildi. İnsanların romanımı okurken kendilerinden kopup farklı insanlar olacağını düşünüyorum. Romanıma "Son" yazısını yazmadan önce 2. romanıma da başladım. İkinci romanımın adı "Karımı Nasıl Öldürdüm" tahmin edersin ki, bir cinayet romanı değil. Bir insanın hayalleri nasıl öldürülür. Kadın boyutunda erkeğin gözüyle incelemek istedim. Tabi ki taraflı bakış açısı. Reklamını yaparken zaten tarafsız bakış açısı demeyeceğim.

Ayrıca 2. şiir kitabı çalışmam devam ediyor. Romanımı ve şiir kitabımı aynı anda yayınlatabilirim. Ya da aralarında çok fazla zaman farkı olmaz.

Bundan sonra bir üst hedefiniz var mı?

Aslında en büyük hedefim İşletme Yüksek Lisansı’mı bölüm birincisi olarak bitirmek. Daha sonra doktoraya başlayacağım. Finansal alanda doktora yapmak istiyorum. Birinci hedefim bu. Tabi ki birinci hedefime ulaşırken roman yazmayı da ihmal etmeyeceğim. Doktoraya hazırlanırken, ücretsiz izne ayrılmayı düşünüyorum.

Son olarak yeni yazar adaylarına ne gibi tavsiyeleriniz olur bunları da paylaşır mısınız?

Aslında yeni yazar adayı derken kendimi de bunların içine alarak kendime de tavsiyelerde bulunmak isterim. Kendi çizgilerini oluştursunlar. Herhangi bir siyasi olguyu arkalarına alarak yazmasınlar. Siyasi olgular geçicidir. Kendi çizgileri kalıcıdır.

Sevgili yazarımıza yolunda başarılar diliyoruz. Yeni kitaplarını da beklediğimizi söylüyor ilk hacker, kitabın erken çıkmasına vesile olmuş olsa bile bir daha böyle kötü bir durumla karşılaşmamasını diliyoruz. Ve güzel bir şiirini sizlerle paylaşıyoruz.

A AKILLIM BENİM

Deli demişim, üstüne alınmış.

Deli olmak için cesaret gerek.

Adın Fatih olmalı,

Gemileri karada yürütmelisin.

Çağlara hükmetmelisin.

Adın İbrahim olmalı,

Nemruta kafa tutmalısın,

Yare kavuşur gibi, ateşe atlamalısın.

Adın Kays olmalı,

Çöllerde, yılanı, çıyanı, akrebi,

Leyla diye, bağrına basmalısın.

Deli olmak için, delilik yapmak gerek.

Sen kim, delilik kim.

A akıllım benim.


Röportaj: Ayşegül Yıldız
 
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Geleceğin Sineması Yarışması ödülleri...
“Geleceğin Sineması”nın kazananları 27 Eylül Perşembe akşamı Salt Galata’da yapılacak tören ile...

Haberi Oku